DHA'da yer alan habere göre, Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde 7.7 ve Elbistan ilçesinde 7.6 büyüklüğünde meydana gelen depremlerde binlerce bina yıkılırken, binlerce kişi hayatını kaybetti.

Türkiye'yi yasa boğan deprem sonrası binalarda kusur olup olmadığı konusu da gündeme geldi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Görevlisi ve inşaat mühendisi Şeref Alpago, binaların yıkılış pozisyonlarını değerlendirdi. Alpago, "Çok acı bir tabloyu bir kez daha yaşadık. Deprem öldürmüyor, binalar öldürüyor. Yıkılan binaları inceliyoruz. Oradan gelen görsellere videolara baktığımızda şunu görüyoruz.

Binalar zemin katta patlıyor, üstü dağılmadan zemine çöküyor. Ağırlıkta olan görsellerde bu durumu görüyoruz. Bu durum binanın zemin katı ile oynandığını gösteriyor. Konut olan zemin katın ticarethaneye çevrildiğini ortaya koyuyor.

Ödenen Tapu Harcının İadesi Mümkün mü? Ödenen Tapu Harcının İadesi Mümkün mü?

Orada olması gereken taşıyıcılığa destek olan duvarların kaldırıldığını anlıyoruz. Yine zemin katlarda kolon kesildiğini de tahmin ediyorum. Deprem, ilk geldiğinde bu yerde onu durduracak, yapı elemanı kalmıyor bu durumda.

Yani kolon kiriş sistemi savaşabildiği kadar savaşıyor. Bir ikisini de kesmişsiniz, duvarlarda artık direnecek durumda değil böylelikle bina ilk kattan patlıyor. Patlayınca, üst taraf olduğu gibi zemine çöküyor. Birinci tip çöken yapılar böyle" dedi.

'DEVRİLEN BİNALARDA TEMEL-ZEMİN' İLİŞKİSİNDE UYGULAMA HATASI VAR'

İkinci tip yapıların ise devrilen binalar olduğuna dikkat çeken Alpago, "Bizde 'Binanın yükü temele, temel de zemine' üçlemesi vardır. Bu ikinci tip yapıların devrilmesi, 'temel-zemin' ilişkisinin iyi çözülmediği ya da iyi uygulanmadığını ortaya koyuyor ya projede ya uygulamada sıkıntıdan kaynaklanıyor. 30 yıllık tecrübemle uygulama hatası olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu.

Bir de binalarda üst üste bisküvi şeklinde çökmeler olduğunu vurgulayan Alpago, "Bu aslında en çok yaşadığımız durum. Bunun sebebi de kolon ve kirişlerin düğüm noktası dediğimiz yerlerin artık sallantıda birbirini tutamayarak açılmasıdır. Böylelikle kolonlar devre dışı kalır ve döşeme veya tabliye dediğimiz zeminler üst üste çöker. Bu en ağır yıkım şeklidir" dedi. 

'HASAR TESPİTİ İÇİN İZİN VE YÖNLENDİRME BEKLİYORUZ'

31 Ekim 2020'deki İzmir depreminde de aynı sorunlarla karşılaşıldığını belirten Alpago, üyesi olduğu İnşaat Mühendisleri Odası olarak 6 bin gönüllüyle bölgeye gidip hasar tespiti yapmak istediklerinin söyledi.

Bu konuda yerel ve merkezi yönetimlerden izin, onay ve yönlendirme beklediklerinin vurgulayan Alpago, "Bu şuna katkı sağlayacak. Hasarlı binaların bizim de tespitimizle kesin kapatılması sağlanacak. Hasarlı olmayan binaların da olduğunu düşünüyoruz. En azından bunları da tespit edersek barınma yükünün de azaltılmasına olanak sağlanacak" diye konuştu.

Editör: Emlak Zirvesi