Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı konut kredisi paketleri ne anlama geliyor? Konut fiyatlarını nasıl etkileyecek?

Gazete Duvar'dan Ferhat Yaşar'ın haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son kabine toplantısının ardından açıkladığı 'konut paketleri' ekonomide yeni gündem oldu.

Açıklanana göre, "İlk Evim Konut Finansman Paketi" çerçevesinde, kamu bankaları, ilk ve tek konutunu alacak olanlara yönelik birinci el konutlarda (sıfır konut) uygulanmak üzere kredi verecek. Kredi, 10 yıla kadar vadeli ve aylık yüzde 0.99 faizli olacak, 2 milyon lira değerine kadar konutlar için alınabilecek.

İkinci paket olan "Genişletilmiş Konut Finansman Paketi" kapsamında konut değerinin en az yüzde 50'si 1 Nisan'dan önce açılmış döviz tevdiat hesaplarının (DTH) yahut hurda altının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na (TCMB) satımıyla karşılanması şartıyla aylık yüzde 0,89 faizli konut kredisi sağlanacak. Uygulama sıfır ve ikinci el konutlarda geçerli olacak.

Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün gece açıkladığı paketler anlama geliyor? Konut ve kira fiyatlarını nasıl etkileyecek? 2008’de ABD’de yaşanan finansal çöküşün bir benzeri yeniden gündeme gelir mi? Ekonomist Nesrin Nas ve Oğuz Demir paketi değerlendirdi.

Konuta Talep Daha da Artacak

Ekonomist Oğuz Demir, açıklanan konut kredisinin kiraları daha da artıracağını söyledi. Neden konut kredisi paketi açıkladıklarını anlamaya çalıştığını belirten Demir, şu soruları sordu:

"Böyle bir şeye ihtiyaç mı var? Ekonominin ana sorunu şu anda insanların ucuz krediyle konut alması mı? Değil herhalde. Şu an en son ihtiyacımız olan şey konut talebinin daha da artması çünkü konut fiyatları zaten çok arttı. Bu paket, ekstra bir konut talebi demek.

Eğer bu parayı ödeyebilecek gelire sahip insanlar varsa ekstra konut talebi artacak. Buradan bir siyasetçi ne amaçlıyor? Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydular?

Mantık şu olabilir: Müteahhitlerin işini artırmaya çalışıyorlardır. İkincisi ise insanlar şu anda konut fiyatları ve kiralarla ilgili sorun yaşıyorlar. Ev alırken sorun yaşıyorlar. Bunu kolaylaştırmaktır. İkisi açısından da şöyle bir sorun var: ‘İlk kez konut alacaklar için’ diyor.

Parası olan insanlar konut alacak bu gidişle. Bu, konut talebini bir miktar daha yukarı çekeceği için fiyatlar artacak. Fiyatların artması kiraların artması demek.

Zaten şu anda herkes kiracı ile ev sahibi arasında sorunları konuşuyorken, üzerine bir de bu konut fiyatları ve kiraları daha da yukarıya çekecek bir paket yapmak, sorunu çözmekle yakından uzaktan alakası olmayan bir adım haline geliyor."

Yangına Benzin Döküldü

Asıl sorunun her alanda patlayan enflasyon olduğuna dikkat çeken Demir, "Şimdi bu maliyet artışı üzerine, zaten bütün dünyada merkez bankaları 'talep daha yukarı gitmesin' ve 'fiyatlar çılgın bir yere ulaşmasın' diye faiz artırımına gidiyor.

Biz ise daha da talebi artıracak, yangına bir kez daha benzin dökecek işler yapıyoruz. Gelirin bu kadar eridiği bir ortamda insanlar çektikleri bu ev kredilerini nasıl geri ödeyecek?" ifadelerini kullandı.

ABD Krizinin Benzeri

2008 yılında ABD’de düşük faiz oranında ödeme gücü yetersiz kişilere özensiz biçimde verilen konut kredilerinin ev fiyatlarında artışa sebep olduğunu, sonrasında ise Amerikan Merkez Bankası’nın faizleri artırması sonucu konut kredilerinin geri ödenmesinde yaşanan sorunları hatırlatan Oğuz Demir, ABD’de yaşanan krizin bir başka versiyonunun yaratılmaya çalışıldığına dikkat çekti.

Demir, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun bir başka versiyonunu yaratıyorlar. Birebir aynı değil. Çok büyük bir finansal mekanizma çökmüştü. Ama burada, bankacılık üzerindeki yükü artıran öte taraftan da insanların barınmasının çok daha pahalı hale gelmesine neden olan bir uygulamaya dönüştürüyorlar.

İnsanların ne kadar kredi kullanma gücü kaldığından emin değilim. Bunun ev fiyatlarına yeni bir baskı yaratacağını biliyorum. Ev fiyatlarının artması demek kiraların artması demek. Vatandaşa kolaylık yapayım derken çok daha zor şartlarla karşı karşıya bırakmak demek."

Merkez Bankası Durumu Ortaya Koydu

Ekonomist Nesrin Nas ise kaynak transferinin hızlanmış bir şekilde devam ettiğini söyledi. Nas, yüksek enflasyon ve kiralardan gelen şikayetlerin arkasına saklanarak açıklanan konut kredisi paketinin, 'orta gelirli insanları ev sahibi yapabilecekmiş gibi' bir yaldıza sararak kamuoyu önüne çıkarıldığını söyledi:

“10 yıl vade ile aylık ödemeler dikkate alındığında, krediyi alabilecek kişiler orta sınıf dahi değil. Ortanın üstü olanların dışında bunu alabilecek yok.

'Sıfır konut' koşullarının belirlenmiş olması da doğrudan doğruya müteahhitlerin elde kalan konutlarını bir şekilde sattırma amacını güdüyor. Öbür taraftan döviz ve altın hesaplarını şu tarihe kadar bozduranlar da yararlanacak deniyor.

Bu artık Merkez Bankası'nın ne kadar sıkışmış olduğunu bize söylüyor. Bu kiraların daha da artmasına yol açar. İktidar halkla dalga geçiyor.

İstanbul’da Konut Fiyatları Yüzde 241, Kiralar Yüzde 145 Arttı! İstanbul’da Konut Fiyatları Yüzde 241, Kiralar Yüzde 145 Arttı!

Ülkede yüzde 70 enflasyon varsa, bu çok ciddi bir krizin içinde yaşadığınızı gösterir. Son 4 ayda Venezuela’yı bile ikiye katlamışız."

Çöküş Tehlikesi

Türkiye'de bir finansal çöküşün olacağını öngördüğünü ifade eden Nas, şunları ifade etti:

"ABD’deki konut kriziyle bu birbiriyle ilgili değil. Doğrudan kredilerle ilgili. ABD’de konut ve türev ürünleriyle konut üzerinde bol miktarda likidite pompalanmasıyla oldu.

Burada da likidite pompalanıyor ama piyasanın tamamına değil sadece belli bir kesime yapılıyor. Diğerlerinin ellerinden alınan kaynaklar iktidarın 'makbul vatandaş' olarak tanımladığı kesime aktarılıyor.

AK Parti bir şirketler ve cemaatler koalisyonu. Bu da onun bir nihai adımıdır. O şirketlere ve cemaatlere yönelik bir kaynak transferidir. Ama ABD’deki konut kredisiyle ilgisi yok bunun.

Bu adım enflasyonu daha da azdırır. Türkiye’de bir finansal çöküş olur mu, olmaz mı? Konutlara gelene kadar zaten bu kur korumalı mevduat ve yine üzerinde çalıştıkları süper faiz gibi birtakım araçlar bir süre sonra belli bir çöküş yaratacaktır.

Ama özel bankalar olabileceği ölçüde bu araçlardan uzak durmaya çalışıyor. İktidar da onları bu işe zorlamak için belli cezalar getiriyor. Ama bu tür bir krediyi yine kamu bankaları ödeyecek.

Hazine kamu bankalarını fonlayacak, kamu bankaları da müteahhitlerini fonlayacak. Biz de vergilerimizi ödeyerek hepsini biz fonlayacağız. Sonuçta para bizim cebimizden çıkacak. İşimizi, aşımızı kaybedeceğiz."