Yeni Asır'dan Gonca Elibol'un "Hızla artan konut fiyatları ve kiraların önlenemeyen yükselişi" başlıklı yazısı...

Son dönemlerde konut fiyatlarında fahiş fiyat artışı yaşanıyor. Pandemi ve ekonomik krizi bahane eden ev sahipleri, değerinin çok üzerinde rakamlarla konut satmaya çalışıyor. Sektöre yön veren bir internet satış-ilan sitesinin, piyasanın belirlenmesinde büyük rol oynaması pek çok kesim tarafından eleştiriliyor.
Türkiye genelinde geniş bir ağa sahip olan bu internet sitesinin, ülke genelinde arsa, konut, otomobil vb. gibi satış ve kiralama hizmeti sunması nedeniyle, satıcılar ve alıcılar burada belirlenen fiyatları baz alıyor.

Satıcı "O kişi 5 demiş, ben 7 demeliyim" gibi yaklaşımlarla ürününü yüksek fiyattan pazarlamaya çalışıyor. Bu tür uygulamaların fırsatçılıktan başka bir açıklaması var mı?

Yüksek enflasyon ile mücadele edilen günümüz koşullarında, dar gelirli ve maaşlı çalışanların ev sahibi olması artık neredeyse imkansız bir noktaya geldi.

Mesela 500 bin lira olan bir evin değerinin bir yıl içinde 4 milyon lira ye ulaşması akıl alır gibi değil! Dar gelirlinin konut sahibi olabilmesi için, bu tür fırsatçılıkların önüne geçmek adına hükümetin çeşitli çalışmalar yürüttüğü biliniyor.

YASAL DÜZENLEME YAPILDI AMA...

Öte yandan benzer bir durum kiralar için de geçerli. Bazı ev sahiplerinin ev kiralarını bir anda çok yükseltmesi kiracıları çok zora soktu.

Kira artışları 12 aylık ortalama TÜFE oranı ile sınırlıydı. Geçtiğimiz günlerde yeni düzenleme yapıldı ve Türk Borçlar Kanunu'na getirilen geçici maddeyle 1 Temmuz 2023 tarihine kadar TÜFE oranı daha fazla olsa bile konut kiralarında en fazla yüzde 25 artış uygulanabilecek.

Devletin konuttaki kira artışına yüzde 25 oranında sınırlama getirmesi bazı ev sahipleri için frenleyici etki yaratmış oldu.

Ancak bu kurala uymayan pek çok ev sahibi var. Ev sahipleri ile kiracılar arasında yaşanan bu çatışmalar hukuksal vakaları da artırmış durumda.

Ev sahibi ile kiracı arasındaki davalarda büyük artış olduğu belirtiliyor. Toplumda yaşanan bu tür olumsuzluklar çarpan etkisiyle yeni vakalara yol açıyor.

Diğer taraftan önemli bir konu da üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyacı...

Önümüzdeki birkaç ay içerisinde üniversite öğrencilerinin de barınma sorunu gündeme gelecek. Geçen yıl bütçelerine göre ev bulamayan birçok öğrenci mağdur olmuştu.

Üstelik bu öğrenciler yurtlarda da yer bulamamıştı ve ne yazık ki bazıları okuyamadan memleketlerine geri dönmek durumunda kalmıştı.

Bu eğitim ve öğretim yılında öğrencilerin mağdur olmaması adına yetkili kurumlar, belediyeler, valilikler ve üniversitelerin şimdiden geniş çaplı önlemler alması gerekiyor.

KONUT ÜRETMEMİZ GEREKİYOR

Konut sektörü ekonomide lokomotif sektördür. Bu nedenle bu sektördeki regülasyon ve düzenlemeler pek çok sektörün gelişmesine etki edeceğinden tıkanıklığı gidermek için keskin çözümlere çok ihtiyaç var. Ayrıca ülkemizin deprem riskinin yüksek olması da konut sektörüne olan ihtiyacı ve konutun önemini artırıyor.

Ancak uzmanların görüşlerine göre, maalesef son 1,5 yılda inşaat maliyetlerinde yüzde 900 oranında artış yaşanması, kentsel dönüşüm gibi önleyici tedbirler alınmasının önüne geçiyor. Sektördeki tüm bu negatif etkenler, bütünsel bakıldığında hem halk hem devlet için yeni sorunlar anlamına geliyor.

Hazine'ye Ait Yaklaşık 70 Bin Konut Kayıp! Hazine'ye Ait Yaklaşık 70 Bin Konut Kayıp!

Barınma krizi büyük bir sorundur. Bunu önlenebilmesi amacıyla, son olarak hükümetin dar gelirliler için başlattığı toplu konut atağı büyük önem taşımaktadır. Konut fiyatlarının dengelenmesi ve kiraların ölçülü bir hale dönüşmesi için konut üretmemiz gerekiyor.