Yüzde 25’lik zammı az bulan ev sahipleri, hâlihazırdaki kiracılarını ‘evi satıyorum’ bahanesiyle çıkarma telaşına düştü. Bahane diyorum çünkü evler kâğıt üzerinde satılıyor.

Yeni Şafak yazarı Ersin Çelik'in 'Eski kiracılara sahte satış baskısı da önlenmeli' başlıklı yazısı...

Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde yaşanan konut sorunu bir süredir gündemimde.

Nüfus yoğunluğu nedeniyle konut bulma zorluğu, bir yandan da emlak siteleri, emlakçılar, ev sahipleri, krizi fırsata çevirmeye çalışan dolandırıcılar ekseninde yaşananlar ve ev bulamadığı için düğün tarihi alamayan, tayini çıktığı halde ailesini getiremeyen veya ev sahibi evden çıkma baskısı yaptığı için yeni ev bulma telaşına düşen, astronomik rakamlar dayatılan, “ev satılacak evden çıkarılacağım” derdiyle yaşayan kiracılar gibi birçok etken durumu içinden çıkılmaz bir hale getiriyordu.

Tam bu noktada yapılan yasal düzenlemeler kaosa dönüşmek üzere olan bu gidişata “dur” diyecek diye umut ediyorum.

Özellikle ilan sitelerine dikkat çeken yazımdan sonra çok sayıda mesaj geldi. İlk kez ev sahibi olacaklar için toplu konut ve destek girişimleri bir yandan ilan siteleriyle ilgili getirilen düzenlemeler diğer yandan büyük bir boşluğu dolduracak gibi görünüyor. Ama tam da bu noktada dikkat edilmesi gereken bir mesele hatta büyük bir sorun daha var.

Ev sahiplerinin yapacakları zammın yüzde 25 oranını aşmayacak olması birçok mağduriyetin önüne geçecek önemli bir gelişme. Ancak bu durum başka bir mağduriyet doğurabilir.

Düzenlemelere ilişkin bilgiler duyulduktan kısa süre sonra çok yakın çevremizden peş peşe aynı haberler gelmeye başladı.

Yüzde 25’lik zammı az bulan ev sahipleri, hâlihazırdaki kiracılarını ‘evi satıyorum’ bahanesiyle çıkarma telaşına düştü. Bahane diyorum çünkü evler kâğıt üzerinde satılıyor.

Emlakçılar tarafından aranan kiracılar, “ev sahibiniz evi satışa çakardı, ilk teklifi size yapıyoruz, eğer almayı düşünmüyorsanız evi boşaltana kadar satıcılara ev göstermek için evinize geleceğiz” diyorlar.

Bazen bu ‘ev gösterme’ işi bir mobbinge dönüşüyor. Eve talip olan kişiler, kiracıların yanında “Biz hemen oturmak istiyoruz. İlk evimiz. Kiradan kurtulmak istiyoruz” gibisinden cümleler kuruyorlar.

Ev sahibi de “paraya sıkıştım” diyerek evini satıyor. Bu durumda kiracılar vicdanlarıyla baş başa bırakılıyor. Evin en kısa sürede boşaltılması için baskı oluşturuyor.

Lakin bu acele satışların kaçta kaçı gerçekten yapılıyor diye sormak gerekiyor. Çünkü çoğu zaman ‘hülle’ yöntemiyle kâğıt üstünde aileden birine yapılan sahte bir satış söz konusu.

Gözler İkinci Konut Kampanyasında! Gözler İkinci Konut Kampanyasında!

Çevremde bu baskıya maruz kalan birçok aile var. Kâğıt üstünde de olsa bu satışların bir maliyeti var, ‘değer mi’ diyenler olacaktır. Hesaplayınca değiyor. Özellikle de kiracılar eskiyse.

Örneğin İstanbul Başakşehir’de orta seviye bir sitede 3 bin lira kira ödeyen bir eski kiracı, evden çıktığı anda yeni kira 8-10 bin lira arasında oluyor. Aradaki fark bir yılda 80 bin lirayı buluyor.

Sahte satış ise düşük rayiç bedelle 40 bin liraya yapılıyor. Bir sonraki yıl ise ev sahibi için bir önceki yıla göre yüzde 400 kâr demek.

Burada kiracıların haklarını bilmesi büyük önem taşıyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kira düzenlemesine ilişkin “Taraflar yüzde 25’te anlaşamadığı takdirde ev sahibi ‘anlaşamadık’ diyerek kiracıyı çıkaramaz” açıklaması önemli. Tahliye davası açıldığı durumda ise ihtilafı yargı giderecek ve taraflar bu bağlayıcı karara uyacak.

Kiralamanın üzerinden 5 yıl geçtiği durumlarda ev sahibi ‘kira tespit davası’ açarak kiraya zam talep edebiliyor. Veya kira sözleşmelerinde 10 yıllık sözleşme uzama süresi dolanlar için tahliye talep ediliyor. Ancak her durumda kiracıya bildirim yapılması ve süre tanınması gerekiyor.

Hukukçu olmadığım veya emlak piyasasıyla bir ilgim olmadığı halde bu konulara neden bu kadar değindiğimi merak edenler için açıkça belirteyim ki, ben de bir kiracıyım ve tüm gelişmeleri büyük bir merakla takip ediyorum çünkü artan fiyatlar ve ev bulunamaması riski karşısında ben de büyük bir korku yaşıyorum. 

Diğer taraftan çevremde son dönemlerde en çok şikâyet belirtilen konuların başında geliyor bu durum. Bir gazeteci olarak süreci takip etmeye çalışıyorum.

Ev sahiplerinin değerinin çok altında bir kiraya mahkûm olması veya ödeme yapmayı da evi boşaltmayı da kabul etmeyen kiracıların işgaline uğraması gibi durumların önüne geçilerek her iki tarafın da haklarının korunduğu bir düzlemde yapılacak iyileştirmeleri merakla bekliyoruz.