Haber Global'den Ertan Altan'ın haberine göre, Yüksek enflasyona karşı uygulanan sıkı para politikası inşaat ve emlak sektörünü olumsuz etkiliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı en son veriler kredili konut satışının yüzde 49,1'lik bir düşüşle konut sektöründe alarm zillerini çaldırdığını ortaya koyuyor.

Konut Fiyatlarında Artış Enflasyonun Gerisinde Kaldı Konut Fiyatlarında Artış Enflasyonun Gerisinde Kaldı

TÜİK'in açıkladığı şubat ayı verilerine göre kredili konut satışları 8 bin 827 adede geriledi. Ortalama 2 milyon liralık kredinin 120 ay geri ödemesinde aylık taksitler 100 bin liranın üzerine çıktı.

Merkez Bankası'nın art arda yaptığı faiz artışları, konut kredilerine de yansıyınca dar ve orta gelirli vatandaşlar ev alma hayalinden vazgeçmek zorunda kaldı. Sektör temsilcileri ise emlak sektöründeki olumsuz gidişin devam edeceği görüşünde.

DARALMA SÜRECEK

İzmir Emlak Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve emlak uzmanı Rıdvan Akgün seçim sonrası durumu şöyle değerlendirdi: "Konut piyasası açısından daralma devam edecek. Neden?

Konut yapım maliyetlerinin halen yüksek olduğunu görüyoruz. Sıkı para politikası, Orta Vadeli Program devam ettiği müddetçe parası olan konut alabilecek. Vatandaşlardan kredibilitesi olanlar bile bankalar kredi vermediği müddetçe konut sahibi olamayacak."

"4-5 milyonluk bir dairede 2 milyonluk kredi kullanmak isteyen bir vatandaşın ayda 70-80 bin TL kredi taksiti ödemesi gerekecek. Bankalar da zaten şu anda 2 milyon TL kredi vermeye yanaşmıyor. Bu durumda vatandaşlar farklı enstrümanlarla parasını değerlendirme yoluna gidiyor. Parası olmayan maalesef şu anda kiracı olmaya mahkum durumda."

DÖNÜŞÜM DE ETKİLENDİ

Artan inşaat maliyetlerine değinen Akgün, şu uyarıları sıraladı: "Pekçok yerleşim yerinde vatandaşlar kentsel dönüşüm için yerel seçimin tamamlanmasını bekliyordu. Bundan sonra Türkiye genelinde nasıl bir yol izleneceği tartışma konusu oldu.

Şöyle bir endişe gündeme gelebilir; vatandaşlar merkezi hükümetle, yerel yönetimin ilişkilerinin kentsel dönüşüm projeleri üzerinde etkisi olabileceği yönünde bir kaygıya kapılabilir. Bu durum projelerin hızı üzerinde etkili olabilir. İstanbul, İzmir ve Ankara'yı baz aldığımızda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kentsel dönüşümde amir konumda. Belediyelerin bu anlamda merkezi hükümete kıyasla yeterli bütçesi yok."

GÖZLER SEÇİM VAATLERİNDE

Bu olumsuz tablo içerisinde tek olumlu durumun seçimsiz geçecek 4 yılda hükümet ve muhalefetin elindeki yerel yönetimler arasında yaşanacak rekabet olduğunu belirten Akgün, "Şu açıdan da bakılabilir; hükümet seçime kadar geçecek 4 yılda vatandaşın desteğini kazanmak ve seçimi riske atmamak için kentsel dönüşümde tatmin edici adımlar da atabilir. İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere pek çok şehirde hükümet ve yerel yönetimin kentsel dönüşüm açısından bir yarışını da izleyebiliriz" dedi.

ÇİMENTOYA ZAM

Öte yandan inşaat maliyetleri dönüşümün önünde engel teşkil ederken, seçimlerin hemen ardından çimentoya zam gelmesi, sektör temsilcilerini kara kara düşündürüyor. 1 Nisan'dan itibaren geçerli yüzde 30'luk zamma sektörden tepkiler yükselirken, İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu Başkanı Tahir Tellioğlu ise ortaya çıkan tablo için; "Çimento ton ve beton metreküp fiyatları ortalama 130 TL civarında iken, geçen 36 ay içerisinde ortalama 2.500 TL yani 20 kat artması, maliyet artışı diye izah edilemez" dedi.

Editör: Emlak Zirvesi