Yeni Alanaya'da yer alan habere göre, Kanada hükümeti, emlak fiyatlarını arttıracağı gerekçesiyle yabancılara konut satışlarını yasakladı.

Süresiz oturma izinleri olanlar ve mülteciler ise bundan muaf tutuldu. Düzenleme kapsamında yabancıların Kanada'da 2025 yılına kadar daire ve ev satın almaları yasaklandı. Mülteciler ve daimi ikamet hakkına sahip yabancı uyruklular ise istisna kapsamında yer alıyor.

Ayrıca, turizm amaçlı kullanılan mülkler de yasak kapsamı dışında tutuluyor. Kanada hükümeti, yabancılara konut satışlarını emlak sektöründe yaşanan darboğazın aşılması için yasakladı. İlgili yasa ilkbaharda kabul edilmişti.

Böylece Kanada Başbakanı Justin Trudeau seçim kampanyasında verdiği bir sözü yerine getirmiş oldu. Trudeau başkanlığındaki Liberal Parti hükümeti yabancı yatırımcıların fiyatları arttırdığı ve Kanadalıların ev sahibi olmalarını zorlaştırdığını savunuyor.

Ancak yeni yasaya yönelik eleştiriler de var. Ulusal İstatistik Kurumu'nun verilerine göre yabancıların Kanada'daki mülk sahiplerinin yüzde beşinden daha azını oluşturduğuna dikkat çekenler, söz konusu önlemin etkisinin olmayacağını savunuyor.

Yasayı eleştirenler yabancılara satış yasağı getirilmesinin yerine yeni konut inşaatlarına ağırlık verilmesi gerektiğini dile getiriyorlar.

‘YABANCIYA KONUT SATIŞINDA SINIRLAMALAR OLMALI’

Alanya emlak sektörü temsilcileri Kanada’da uygulanmaya başlanan yabancılara konut satışı yasağını değerlendirdi. Yeni Alanya’ya özel açıklamalarda bulunan emlakçılar Alanya’da yabancıya konut satışına bazı sınırlamalar getirilmesi gerektiği söylediler.

‘BİNALARIN YÜZDE 51’İ YERLİ, YÜZDE 49’U YABANCI OLMALI’

Alanya Emlakçılar Derneği (ALEMDER) Başkanı Özgür Erbaş, “Kanada gelişmiş ve turizmden çok geliri olmayan bir ülke. O nedenle Kanada’nın böyle fevri kararlar vermesi normal. Türkiye gelişmekte olan bir ülke olduğu için döviz gelirine ihtiyacı var.

Özellikle Alanya’nın konut satışı önemli bir konu. Yabancıların ülkemizde çok fazla olmasını biz de istemiyoruz. Devlet şehir nüfusunun yüzde 25’i oranında ikamet izni veriyor. Binaların yüzde 51’i yerli, yüzde 49’u yabancı şeklinde yapılması gerekiyor.

Yabancılara satılan mülklerde tamamen tapu değil de devremülk tarzında 50-100 yıllığına satış yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Yabancıları küstürmeden, ülkemize döviz bırakacakları daha kaliteli yapılar almalarını sağlayacak adımlar atılabilir. Çoğunluğun yerli olacağı şekilde dengeli bir uygulama yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘YABANCIYA TOPRAKLI GAYRİMENKUL SATIŞI YASAKLANMALI’

Emlak Profesyonelleri Derneği (The Turkish Property Professionals-TTPP) Başkanı Dr. Yakup Uslu ise şunları söyledi:

"Bu konu uzun zamandır Kanada'da görüşülmekteydi, Alanya'dan ev edinen Kanadalı'lardan aldığımız bilgilere göre; özellikle Çin'liler yoğun alım yapmaktalar. Özellikle yatırım anlamında alıp kiraya vermekle alakalı. Bizdeki fiyat artışları sadece yabancı alım kaynaklı değil.

Yabancıların gayrimenkul edinmesi etkenlerden bir tanesi. Değilse, Konya'da da kiraları ve ev fiyatları arttı. Ancak bizde Alanya'da Kanada'ya benzer bir başka bir gelişme var. Rusça konuşan ülkelerden yoğun bir talep vardı.

Yasaklamalar hiç bir zaman hiçbir şeyin önüne geçemez. Belirgin, zamanımıza uygun düzenlemeler getirilmesi gerekir.

Ben konuyla alakalı tespitlerimi sosyal sorumluluk sahibi birisi olarak dile getirdim. Olguya, duygusal, ekonomik ve mantıklı bakmaya çalıştım. Konuyla ilgili tespitlerimden sonra şu gerçekçi önerilerimi sunmak istiyorum:

1- Yabancıya topraklı gayrimenkul satışını tamamen yasaklayalım. Üzerindeki konutu satın alsın. Buyursun 49 yıl yaşasın, kullansın. Birçok ülkede yasa var. İnsanlarımız rahatlasın. Bu ne kardeşim, dağ taş Rus oldu. Vallahi abartmıyorum, dün inek güttüğüm yerlerde Ruslar dolanıyor.

2- Parayı bas, vatandaşlık al. Direkt vatandaşlık vermeyelim. 100 bin Euroluk mal alsın. 5 yıl yaşasın, bakalım bizim ülkemize uyum sağlıyor mu? 5 yılın sonunda, gel bakalım paşam, İstiklal marşını bir oku bakalım. Fatih Sultan Mehmet’i sor.

Atatürk’ü ve kurtuluş savaşını sor. Bunları Türkçe sor. Bilemedin mi, çalış gel seneye. Türk olmak ve bu coğrafya’da yaşamak kolay mı? Kusura bakmayalım öyle yağma yok. 10 gündür Slovakya’dayım, anam ağladı. Soğuk, pus, çiseng yağmur, karanlık. Evime, Alanya’ya dönüversem diye Allah’a yalvarıyorum burada.

3- Hollanda’da var. Yeni yapılan konutların yüzde 30'u (başka bir değerde olabilir) sosyal konutlara ayrılsın. Direkt. Nasıl? Yüzde otuzluk daire ya da o kadar kısımdan gelecek kiradan elde edilecek gelir, ya belediyeye ya da devletin kurumuna (Kaymakamlık, Sosyal Hizmetler vs.) tahsis edilsin.

İhtiyacı olan kişilere, devlet memurlarına, hastane personeline, öğrencilere, fakirlere, yeni evlilere, bedava ya da çok makul ücret karşılığında verilsin. Beş senenin sonunda müteahhit dairesini geri alsın. Oldu mu? Bal gibi oldu. Herkes çok çabuk alışır.

4- Site ve apartman yönetimlerinin kesinlikle Türk vatandaşlarına verilmesi gerekir. Türk yoksa apartman yönetim şirketlerine ya da belediyelerin birim oluşturarak sistem kurmaları gerekir. Dilimizi bilmeyen insanlar bizi yuvalarımızdan çıkarmaya çalışmasın ve etnik ayrışma yapmasın.

5- Vergi dairesinin acilen online vergi ödeme sistemi kurması gerekir. Evini herkes bir şekilde kiraya verebilir. Kısa ya da uzun süreli. Bu bir yatırımdır. Nasıl olacak? Yabancı yada Türk ev sahibi evini kiraya verince hemen online vergi ödemeye girecek, kaç gün, kaç para, kredi kartı, cırt bitti. Mart ayını beklemeyecek deklere etmek için.

Murat Kurum: Konutlar 2 Yıl İçinde Teslim Edilecek Murat Kurum: Konutlar 2 Yıl İçinde Teslim Edilecek

Çoğu yabancı nereye ne vereceğini dahi bilmiyor. Böylece havuz bir hayli su kaçırıyor. Çok basit bir yazılım. Yüksek getiri. Yeni iş kolu. Alan memnun satan memnun. Böylece ülkemizde satılan konutun yatırım değeri oluyor. Hayatında hiç Türkiye’ye gelmeyen insanlar ev sahipleri vasıtası ile Türkiye'ye geliyor. Araba kiralama memnun, restoranlar memnun, pazar memnun, herkes memnun.

Velhasıl, gelenler organize, eğitimli, zeki, teknolojiyi son derece iyi kullanan insanlar. Bizi sulu dereden susuz getirirler. Yeter ki kuralları koyalım ve işletelim. Bizler, turizmimizi çeşitlendirmemiz lazım. Kaderimizi Bay Putin’in iki dudağının arasına bırakamayız.

Aslında yazımın başlığı, gidenlerle ilgiliydi. Gelenlerle değil. Ama bu artık sosyal bir sorun. Giden İskandinav’ları, Alman’ları, Hollandalıları geri getirmemiz lazım. Alanya için tanıtım odaklı değil (pazarlamanın koludur) pazarlama odaklı çalışmamız lazım. Hedef odaklı."