İstanbul Emlak Brokerleri Kulübü İşletme Kooperatifi Kurucu Ortağı Ulvi Özcan, yabancıya mülkiyet satış ve kiralamanın keyfi bir hal aldığını bir düzenleme yapılması gerektiğini açıkladı.

Aydınlık'ta yer alan habere göre, İstanbul Emlak Brokerleri Kulübü İşletme Kooperatifi Kurucu Ortağı Ulvi Özcan, kira ve konut fiyat artışlarına acil çözümün, yabancıya konut satışının ve kiralamanın sınırlandırılması olduğunu söyledi.

“TOKİ’nin başlattığı sosyal konut projesi anahtar tesliminde etkisini gösterir, kiralıkta acilen yapılabilecek şey sadece yabancılarla ilgili bir düzenlemedir.”

‘TERSİNE GÖÇ GÖRÜYORUM ÇEVREMDE’

Özcan, konu makro ekonomik sorunlarla, yüksek enflasyonla, dolarizasyonla ilgili olmakla birlikte son zamanlarda talepte ciddi anlamda bir durma, buna bağlı olarak fiyatlarda düşüş olduğunu belirtti.

Özcan “Temmuz gibi başladı bu, biz mevsimsel ya da bayramlardan kaynaklanabileceğini düşünmüştük ama devam ediyor. Ölçümü önümüzdeki aylardaki verilere yansıyacaktır.” dedi.

Özellikle hizmet sektöründeki işletmelerin, son zamanlarda kiralardaki artış nedeniyle çalışanlarına-işçilerine barınacak yer bulamamaktan yakındığından söz ettiğimizde, Ulvi Özcan şöyle konuştu:

“Tersine göç görüyorum ben, ölçülebilir düzeyde, memleketine dönüp başka iş tutmak isteyenlerin olduğunu görüyorum çevremde.”

‘1500 DOLARI DUYAN 27 BİN LİRA İSTİYOR’

Yabancıya mülkiyet satışlarının-kiralamanın gelişigüzel bir hal aldığını, Hükümetin Göç İdaresi Başkanlığı kanalıyla çeşitli yerlerde yabancılara ikamet yasağı getirmesinin olumlu bir adım olduğunu ifade eden Özcan, “Yabancıya satış da kiralama da sınırlanmalı.” diye konuştu.

Dünyada “Parayı ver, hemen al” gibi bir uygulamanın, çok az gelişmiş ülkeler hariç görülmüş şey olmadığına dikkat çeken Özcan, “Önce oturum veriliyor, belli bir süre sonra satış yapılıyor ki bizim ülkemizde bunun da gözden geçirilmesi lazım çünkü direkt piyasaları etkileyen bir şey.” dedi.

İstanbul Emlak Brokerleri Kulübü İşletme Kooperatifi Başkanı Özcan, yabancıya kiralamanın piyasaya etkisini şu örnekle anlattı:

“İki oda bir salon konut, yabancıya 1500 dolardan kiraya veriliyor, 18 liradan hesaplasak 27 bin lira. Üniversite mezunu biri bile 27 bin lira kira ödeyebilir mi? Ben veremem, yaşam standardım ortada.

Ama 1500 dolar bir Arap için büyük para olmayabiliyor. Kiraya veren bir başkası da fiyatın o olduğunu görüyor, onu istiyor, haksız değil. Öyle bir pazar varsa niye istemesin? Orada kiraya verenin vicdanına bırakmamak lazım, sistemin kontrol etmesi lazım.”

‘BİRİNCİ ELİN FİYATI İKİNCİYİ YUKARI ÇEKİYOR’

“Kira artışları inşaat maliyetlerinden kaynaklanan bir sorun değil o zaman?” sorumuzu, Ulvi Özcan şöyle yanıtlıyor: “O da bir etken. Maliyetin de etkisi var yabancıların da. Ama yoğun bir şekilde talep artıyor.

Türkiye’de konut üretimi 500 - 550 binlerdeyken, konut ihtiyacı 900 bin - 1 milyon. Bu açık ikinci eli de etkiliyor. İkinci elin fiyatı, birinci elle kıyaslanır durumda, onu da yukarı çekiyor.

Bir yer gelecek, orada şu olacak: artık talebin buraya yetişememe durumunu getirecek ki bir yerde duracak. Bu böyle gitmez. Aslolan satın alma gücü.”

SOSYAL KONUT PROJESİNE ELEŞTİRİLER

İstanbul Emlak Brokerleri Kulübü İşletme Kooperatifi olarak Cumhurbaşkanlığı’na sundukları konut politikasıyla ilgili bir raporu anımsatan Ulvi Özcan, “TOKİ’nin yaptığı doğru ama eksik.  Kapsamlı bir konut politikası gerekiyor.” dedi.

Özcan şöyle sürdürdü:

Doğalgaza Aralık Ayında Zam Yok! Doğalgaza Aralık Ayında Zam Yok!

“Hükümetin en doğru yaptığı şey arsa üretmesi . TOKİ’nin konut yapması teorik olarak doğru değil de arzın düzenli hale getirilmesi doğru bir iş. Ama bunların sürdürülebilir kılınması lazım. Planlama şart.

“Sosyal konut projesi değerli, önemli ama yeterli değil. Yanlışlar da var. İki öğretmen onar bin lira maaş alıyor, hane geliri 18 bin liranın üzerinde olduğu için bu kampanyadan yararlanamıyorlar.

Ama taksisi olan, götürü vergi ödeyen, aylık 40 bin lira geliri olup da 18 bin liranın altında geliri görünen kişi bu kampanyadan yararlanabiliyor.

“İkincisi, konutta bu yanlış yapıldı arsada düzeltildi: siz alıyorsunuz, borç ödemenizin ikinci yılında evinizin değeri borcunuzun üç katına çıktı, siz evi satıp o borcu kapatabiliyorsunuz.

Hazineden sübvanse edilen- ki sosyal bir devlet, edilmesi gerekir- projenin ranta kurban edilmesine karşıyım. Satılamamalı. Arsada borcunu ödeseniz bile beş yıl satamıyorsunuz.

Ben hatta beş yıl değil on yıl satılamamasını, haciz konulamamasını, ipotek konulamamasını savunuyorum. Sadece miras yoluyla intikal edebilmeli, yarı kiralama gibi olmalı. Konut sorununu çözelim diye, inşaat yatırımını teşvik edelim diye değil.”

‘İSTANBUL ÇEKİM MERKEZİ OLMAKTAN ÇIKARILSIN’

Yalnızca sosyal konut projesi gibi projelerle de sorunun çözülemeyeceğine dikkat çeken Özcan, İstanbul’un çekim merkezi olmaktan çıkarılması gerektiğini de vurguladı:  

“Türkiye’nin yüzde 50’si İstanbul’da, kalan yüzde 50’si, 80 ilde. Bu çarpıklık giderileceğine Ziraat, Halk, Vakıf bankaları, Merkez Bankası İstanbul’a taşındı.

Çekim alanları yayılmalı. Öbür türlü İstanbul rant yatağı oluyor. Büyük ciroları olan işletmeleri taşıyorsun, onlarla iş yapanları da buraya taşıyorsun. Oralarda binlerce insan çalışıyor.  Personel gelmek bile istemiyor.”