Haber Türk yazarı Abdurrahman Yıldırım'ın Yazısı...

Dün tahvil piyasasında yaşanan sert satışları, yükselen faizleri ve bunun sonucunda meydana gelen trilyonlarca dolar zararı yazdım.

Dünya tahvil stoku 69.2 trilyon dolardan 64.4 trilyon dolara düşerek 4.8 trilyon dolar azaldı. Tahvil pazarı yüzde 11 ile 1990 sonrasının en sert daralmasını yaşadı.

Bunda etkin rol oynayan gelişme küresel enflasyondaki sıçrama, Fed ve diğer merkez bankalarının faizleri artırmaya hazırlanması, son olarak Rusya-Ukrayna savaşıydı.

Savaş küresel tedarik zincirini ikinci kez kırdı, Rusya’nın dışlanmasına yol açtı. Emtia ve özellikle enerji fiyatları sert yükseldi. Bütün bunların sonucunda enflasyon iyice ivmelendi.

Savaşın ilk ekonomik sonuçlarını bu hafta açıklanacak verilerde ve enflasyon rakamlarında göreceğiz.

Türkiye’nin enflasyonu gelecek haftaya kalacak ama mart ayı Euro Bölgesi ön enflasyon verisi cuma günü açıklanacak. Yüzde 5.9’a yükselmesi beklenirken, son tahminler savaşın etkisiyle yüzde 6.5’e çıkacağı yönünde. Avrupa’da yüzde 6.5 enflasyon aynen ABD enflasyonunun yolundan gittiğinin işareti.

Yine Cuma günü ABD mart ayı tarım dışı istihdam verisi açıklanacak. Beklenen aylık 450 bin istihdam artışı. Rakamın kayda değer biçimde düşük çıkması savaşın etkisine yorumlanacak ama Fed’in atacağı adımları değiştirmeyecek.

KAYIP TAHVİLDE YÜZDE 11

Dün not edilmesi gereken bir gelişme petrol fiyatlarında yaşanan yüzde 8.4’lük düşüştü. Brent petrol fiyatları 120 dolardan 110 dolara gerileyerek haftaya başladı. Kısmen de piyasalara moral verdi.

Fiyatların gerilemesinde Çin’in en büyük şehrinin ve limanının 4 gün süreyle Covid önlemleri çerçevesinde kapanması etkili oldu. Çin ekonomisinde yavaşlama beklentisi petrol talebini aşağı çekici bulunuyor.

Yılın ilk çeyreğinde savaşın etkisiyle enflasyonda yeni bir sıçrama meydana gelmesi, FED’in agresifleşmesi, savaş şartlarına rağmen faiz artırımlarını hızlandıracağı beklentisi tahvil piyasasında 40 yıldan beri süren uzun vadeli düşüş eğilimi sonlandırdı. Tahvil piyasası en büyük varlık balonunun oluştuğu piyasalardan biriydi, belki en önde olanıydı.

HİSSE SENEDİNDE YÜZDE 13.8

Balon tartışmalarının olduğu diğer piyasa ise hisse senetleri. Borsalarda düşüş Kasım 2021’de başladı ve savaşla birlikte hız kazandı. Tahvil piyasasında meydana gelen yüzde 11 daralma, hisse senedi borsalarında yüzde 14’e kadar vardı.

Bloomberg’in izlediği Küresel Borsalar Piyasa Değeri en yüksek düzeyine 122.5 trilyon dolarla 17 Kasım 2021’de çıktı. Nasdaq ve teknoloji hisseleri öncülüğünde başlayan düşüş 15 Mart 2022’de 105.6 trilyon dolarla dip yaptı.

Borsalar dört ayda 16.9 trilyon dolar kaybetti. Bunun oran olarak ifadesi yüzde 13.8 düşüş.

Son iki haftadır hisse senedi piyasalarında toparlanma dikkati çekiyor. Borsaların toplam piyasa değeri 105.6’dan 113.2 trilyon dolara yükseldi. İki haftalık artış 7.6 trilyon dolar veya yüzde 7.1 oranında. Borsalar kayıplarının yaklaşık yarısını geri aldı.

Sonuçta ise 17 Kasım’a göre hala hisse senedi borsalarının piyasa değeri 9.3 trilyon dolar aşağıda. Bunun oranı yüzde 7.6 düşüş. Hisse senetlerinde meydana gelen kaybın miktar olarak fazlalığına karşılık oranın düşük kalması ise tahvil piyasasının yaklaşık iki katı büyüklüğünde olmasından kaynaklanıyor.

İKİNCİ ÇEYREK NEDEN ZOR?

Aynen tahvil tarafında olduğu gibi borsalar için yılın ikinci çeyreği çok zor geçmeye aday.

Gayrimenkulde Yabancı Yatırımcılara İhtiyaç Var Gayrimenkulde Yabancı Yatırımcılara İhtiyaç Var

Bunun ilk nedeni ikinci çeyrekte Fed’in faizleri iki kez arka arkaya 50 baz puan artırmaya ve yanında büyük dilimler halinde bilanço daraltmaya hazırlanması.

Fed’in para musluğunu kısmaya yönelik her adımının ilk vuracağı yer tahvil piyasası ise ikincisi hisse senedi piyasasıdır. Tahvil temel bir piyasa ve hisse senedi piyasasındaki fiyatlamalara baz oluşturuyor. Faizlerin artışı aynı oranda hisse senetlerini baskılıyor.

Yine ikinci çeyrekte ABD ve AB ekonomisinde resesyonun gündeme gelip gelmeyeceği belirginlik kazanacak. Resesyon en başta faizin ne kadar artırılacağına, bilançonun ne hızda kısılacağına bağlı.

SAVAŞIN BELİRLEYİCİLİĞİ

Ancak faiz ve bilanço da veriye ve daha çok enflasyona bağlı gelişecek. Enflasyon artmasına artacak da hangi hızda artacağını enerji ve emtia fiyatları ile savaşın seyri belirleyecek.

Ateşkes sağlanamayacak veya yeni bir boyut kazanmayacaksa, yılın ikinci çeyreği savaşın kanıksanacağı ve fiyatlamasının aşağı yukarı yapılacağı bir dönem olabilir.

Fakat şu veya bu nedenden dolayı küresel ekonomilerin önünün resesyonla kesilmesi borsalardaki balonu da söndürebilir.

Arkasından sıra en büyük balona, küresel konut balonuna gelir ki, en hayırlı patlama da o olur.

Enflasyonla gerçekten mücadele edilecekse balonların arka arkaya patlama olasılığı daha yüksektir.

Editör: Emlak Zirvesi