Binaların dış cephesini adeta bir zırh gibi saran mantolama ise ısı yalıtım plakası, yapıştırıcı, file, sıva, dekoratif sıva boyadan oluşan tüm sistem bileşenlerinin bir sistem halinde uygulanması durumunda faturaları en az yarı yarıya azaltmanın yanı sıra konforlu iç mekân iklimi sağlayarak yaşadığımız yerlerin ‘sağlıklı yaşam alanı’ olmasına katkı sağlıyor.

Karbon emisyonunu düşüren mantolama uygulaması, hava kirliliğinin azalmasına ve çevrenin korunmasına da yardımcı oluyor. Isı yalıtımı konusundaki uzmanlığı ve Ar-Ge yatırımları ile öne çıkan Avrupa’nın mantolama devi Baumit, inovatif sistem çözümleriyle dayanıklı ve uzun ömürlü dış cephelere imza atıyor, enerji ihtiyacını azaltarak yeni nesil daha çevreci binalara imkan tanıyor. 

İş süreçlerini sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alan Avrupa’nın mantolama devi Baumit, ‘sadece binaları değil, geleceğimizi mantoluyoruz’ misyonu ile hem binaları hem de binalarda yaşayanları koruyor. Geliştirdiği ileri teknolojiye sahip mantolama sistemleri ile soğuk havalarda ısı köprülerinin oluşmasını engelleyen şirket, yüzde 50’ye varan enerji tasarrufu ile ısınma giderlerini kalıcı olarak azaltıyor.

Tükettiği enerjinin büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak bu tasarrufun ülke ve aile ekonomisine katkısının göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Baumit Türkiye Satış ve Pazarlama Direktörü Erdil Dinçer, cep yakan faturalarla mücadele ettiğimiz kış aylarında ısı yalıtımı ve mantolamanın önemine dikkat çekti. 

Türkiye’deki binaların yüzde 85’i yalıtım konusunda sınıfta kalıyor

Ülkemizde tüketilen enerjinin yüzde 70’inin ithal edildiğini ve bu rakamın neredeyse yüzde 35’inin binalarda kullanıldığını belirten Erdil Dinçer;

TOKİ Sosyal Konutları Çevreci Betonla İnşa Edilecek TOKİ Sosyal Konutları Çevreci Betonla İnşa Edilecek

“Binalarda tüketilen bu enerjinin de yüzde 80’i ısıtma ve soğutmada kullanılıyor. Üstelik bunun maaliyeti 100 milyar doları buluyor. Buna rağmen Türkiye’deki binaların yaklaşık yüzde 85’inde ne yazık ki hala ya yalıtım bulunmuyor ya da verimli bir şekilde yalıtım yapılmadığı görülüyor. Ancak bir konutta enerji verimliliğini sağlamanın yolu öncelikle ısı yalıtımından geçtiği için mantolama yaptırmak artık bir seçenekten öte zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor.

Kış aylarında iç ortamın ısıtılması ya da yazın soğutulması için harcanan enerjinin içeride muhafaza edilebilmesi adına binaların nitelikli şekilde mantolanması gerekiyor. Çünkü binalarda kullanılan enerjinin yaklaşık olarak yüzde 40’ı dış duvarlardan, yüzde 17’si kapılardan, yüzde 7’si çatılardan, yüzde 6’sı ise döşemelerden kaybediliyor. Bu noktada iyi hesaplanmış ve nitelikli bir mantolama sistemiyle yüzde 50’ye varan enerji tasarrufu sağlamak mümkün oluyor” şeklinde konuştu. 

Karbondioksit emisyonunu azaltarak geleceğe sahip çıkıyor

Küresel ısınmanın engellenmesinde de en önemli gündem maddelerinin başında ısı yalıtımının geldiğine dikkat çeken Dinçer, şunları söyledi:

“Bir metrekarelik alanın ısı yalıtımı 2 ağacın tükettiği karbondioksit miktarı kadar karbon salımını azaltıyor. Biz şirket olarak bir yılda 45 milyon metrekarelik mantolama yapılmasını sağlayacak ürün üretiyoruz. Bu da her yıl 90 milyon ağaçlık bir orman oluşturduğumuz anlamına geliyor. 2050 yılına kadar dünya nüfusunun iki milyar daha artması bekleniyor.

Eğer çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğu duyuyorsak, vakit kaybetmeden ısı yalıtımı yaptırmak zorundayız. Daha az fosil yakıt tüketimi ve daha fazla ısı yalıtımı, geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakmak için önemli adımlardan birisi.

Dolayısıyla bina dış yüzeyine yalıtım malzemelerinin kaplanması tekniğiyle yapılan bir ısı yalıtımı uygulaması olan mantolama ile küresel ısınmayı önlemeye bireysel olarak katkı sağlanabilir. Çünkü fosil yakıt kullanımı arttıkça karbon emisyonu da artıyor. Çevreye verilen zararı engellemek için yalıtım kalınlıklarının ve ısı yalıtımında sistem kullanımının artırılması gerekiyor.”

Binaları bir zırh gibi sararak dış etkenlere karşı koruyor

Isı yalıtımının yapı dayanıklılığını artırmadaki önemine de değinen Erdil Dinçer;

“Mantolama, binaya giydirilen bir koruyucu zırh gibi binayı dış etkenlere karşı koruyor ve bu sayede yapının ömrünü de uzatıyor. Şehirlerin omurgasını oluşturan binaları zamanın aşındırıcı etkisi ve olumsuz hava koşullarına karşı savunan bu güçlü zırhlar, inşaat maliyetlerini minimuma indirerek tasarrufa henüz inşaat aşamasında başlanmasına destek oluyor.

Bina içerisindeki dengeli ısı dağılımı ise yaşanan mekanlarda rutubetsiz, sağlıklı ve konforlu yaşam alanı oluşmasına katkıda bulunuyor. İç yüzeylerde yoğuşma sorununun ortadan kaldırılmasına da katkı sağlayan mantolama; küflenme, siyah leke oluşması, sıva ve boyaların kabarması gibi problemleri minimum seviyeye indiriyor.

Bu noktada Baumit olarak open Isı Yalıtım Sistemi, Power Isı Yalıtım Sistemi, Star Isı Yalıtım Sistemi ve Pro Isı Yalıtım Sistemleri ile yaşam alanlarını çevreye duyarlı hale getiriyor, nitelikli mantolama çözümlerimizle yapıları yuvamız gibi koruyoruz. Isı yalıtım sistemlerimiz için geliştirdiğimiz özel son kat kaplamalarımız sayesinde mantolama sistemlerini özgün tasarımlarla ve yaratıcılıkla buluşturarak tüm yıl boyunca konforlu iç mekân iklimi sunuyoruz” diye belirtti.